YEREL VE SÖZLÜ TARİHİN ORTAÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİ ÜZERİNDEKİ YANSILARI (TUNCELİ MERKEZ ÖRNEĞİ)

Yusuf Aslan (oturanadam2006@hotmail.com)
Tarih Eğitimi, Marmara Üniversitesi
June, 2012
 

Özet

Tezde, öğrencilerin okulda ve okul dışında anlatılan birbirine rakip tarih söylemleri karşısında tercihlerini nasıl yaptıklarını, karşılaştıkları direnç noktalarını, tarih bilgilerini hangi yönde geliştirmek istediklerini, resmȋ tarih karşısında kendilerini nasıl konumlandırdıklarını ve hangi gerekçelerle sözlü tarih bilgisini bırakmaya istekli olmadıklarını derinlemesine analiz ettik. Bununla birlikte bu araştırma Tunceli merkez örneğinde yapılmış olması vesilesiyle aynı zamanda bugüne kadar tarih öğretimindeki araştırmalara hiç konu edilmeyen, yani adeta “yok” kabul edilen Alevi öğrencilerin resmȋ tarihte ne gördüklerini, neler yaşadıklarını içeriden bir bakış ile anlamaya imkan vermiştir.
Tez, giriş, alan yazın, Tunceli örneğinde tarih yazımı ve öğretiminde yerel/ sözlü tarih, yöntem, bulgular ve sonuç olarak altı bölümden oluşmaktadır.

Mülakatlara başlamadan önce random tekniğine göre seçilmiş bir lisede, 12. sınıfta okumakta olan 5 öğrenci ile pilot araştırma yapılmış, soruların geçerlilik güvenilirlikleri test edilmiştir. Pilot araştırma sonucunda mülakat sorularında kimi değişiklikler yapılmak durumunda kalınmış, sonrasında uygulamaya geçilmiştir. İlk olarak Tunceli merkezindeki 8 resmi ortaöğretim okulunda, her okuldan kız ve erkek öğrenci sayıları eşit olacak şekilde, 12. sınıfa giden 5’er öğrenci seçilerek toplam 40 öğrenci ile yarı yapılandırılmış mülakat yapılmıştır. Akabinde tesadüfen belirlenen 1 lisedeki 9 öğrenci ile odak grup tartışması ve yine tesadüfen belirlenen 3 liseden 108 öğrenci ile açık uçlu soru formu uygulaması yapılmıştır. Bununla birlikte, 6 ortaöğretim tarih öğretmeniyle görüşmeler yapılmıştır.

Öte yandan çalışma grubundaki Tuncelili öğrencilerin tarih bilgilerini biçimlendirmede belirleyici rolleri olan, çoğu sözlü tarih bilgisini hafızalarında saklayan 15 vatandaş ile de görüşmeler yapılmıştır. Görüşmelerin tamamında kamera kullanılmış, kayıtların çözümlemesi yapılırken kaydın kaçıncı dakikadan başladığı bunun yanı sıra sözel olmayan ifadelere (gülümseme, tebessüm, sinirlenme, ses tonunun yükselmesi, dalga geçme, el işaretleri…) aynen yer verilmiştir.

Araştırma sonucunda Tunceli’deki sözlü tarih ile resmȋ tarihin “iki farklı kulvar”da gittikleri görülmüştür. Sözlü tarihin pek çok tarih konusunu resmȋ tarihe rakip bir söylemde ele alarak değerlendirdiği, resmȋ tarih anlatısını çoğu kez absorbe ederek etkisizleştirdiği saptanmıştır. Bununla birlikte çalışma grubunda yer alan öğrencilerin neredeyse tamamının sözlü tarihlerini “atalarının geçmişteki sesi” gibi kabul edip, sözlü tarih anlatısını sorgulamadan ya da farklı ek bilgilere ulaşmaya çalışmadan doğrudan içselleştirdikleri ortaya çıkmıştır.

Yine bu araştırma sonucunda çalışma grubundaki öğrencilerin sözlü tarihlerini daha çok “büyükbaba ve büyükanne, çevredeki yaşlılar ve 38 tanıkları”ndan öğrendikleri görülmüş, anne ve babaların sözlü tarih aktarımında yeterince istekli olmadıkları anlaşılmıştır. Bu durum Tunceli’deki sözlü tarihin yaşlı kuşaklara bağlı olarak etkisizleşeceğini düşündürmüştür.

Bununla birlikte, sözlü kültüre dayalı tarihsel bilgilerin ortaöğretim tarih derslerine konu edilmiyor oluşu çalışma grubundaki Tunceli merkez ortaöğretim öğrencilerinin tarih derslerine olan bakışlarını olumsuz etkilediği görülmüştür. Sözlü tarihin tarih ders kitaplarına konu edilmiyor oluşu ise Tunceli merkez ortaöğretim öğrencilerinin ortaöğretim tarih ders kitaplarını objektif, tarafsız, nesnel bulmamalarına neden olduğu belirlenmiştir.

Bu araştırmada, çalışma grubundaki Tunceli merkez ortaöğretim öğrencilerinin sözlü kültüre dayalı tarihsel bilgileri ile MEB’in program ve ders kitaplarında öngördüğü tarih bilgileri arasında anlamlı bir farklılık olduğu ortaya çıkmıştır. Bu durum “Dersim 38, Hz. Ali, Yavuz Sultan Selim” konularında çok daha belirgin olarak ortaya çıkmaktadır.

Sözlü kültüre dayalı tarih anlatısı ile resmȋ tarih anlatısı arasında eğitim gören çalışma grubundaki Tunceli merkez ortaöğretim öğrencilerinin akademik anlamda bu durumdan olumsuz etkilendikleri saptanmıştır. Buna göre, öğrenciler iki farklı anlatı arasında kaldıklarından tarih derslerine, tarih ders kitaplarına olan ilgileri azalmakta, bazı öğrencilerin kimlik parçalanması yaşadıkları, asileştikleri, kendilerini öteki hissettikleri, özgüvenlerinin kaybolduğu, kendilerini ifade etmede zorluklar yaşadıkları görülmüştür.

Diğer yandan sözlü kültüre dayalı tarih ile resmȋ tarih arasında bulunan çalışma grubundaki Tunceli merkez ortaöğretim okullarında görevli Tuncelili tarih öğretmenleri de bu durumdan olumsuz etkilenmektedirler. Öğretmenlerin “Dersim 38, Yavuz Sultan Selim, Kerbela, Hz. Ali, Cumhuriyet Döneminde İsyanlar” gibi konuları resmȋ tarih üzerinden anlatma uğraşı bazı öğrencileri adeta şoka sokarak öğretmenlerine karşı “ses tonlarının sertleşmesine”, “sinirlenmelerine”, “ayağa kalkarak saldırgan tavırlar sergilemelerine” “suratlarını ekşitmelerine” ve “dersten kopmalarına” neden olmaktadır. Bunun dışında, iki farklı tarih anlatısı yüzünden söz konusu öğretmenler, kendilerini kötü hissetme, kendileri ile sık sık çelişme, okul dışındaki sosyal çevrelerinde alaya alınma ya da imaj kayıplarına uğrama hislerini yaşadıkları saptanmıştır.

Çalışma grubundaki Tuncelili öğrencilerin, yerel ve sözlü tarihlerinin tarih derslerine ve tarih ders kitaplarına konu edilmesi yönünde bir talepleri bulunmaktadır. Tarih derslerinde ve tarih ders kitaplarında eşit, tarafsız, demokratik, çoğulcu ve “atalarının geçmişteki seslerini” öğrenebilecekleri kendilerine uygun bir tarih öğretimi istemektedirler. Öğrenciler böylesi bir uygulama ile tarih derslerine olan ilgilerinin artacağını, bugün tarih derslerinde yaşadıkları akademik ve psikolojik sorunların önemli ölçüde ortadan kalkacağını belirtmişlerdir. Bu taleplerin Tuncelili tarih öğretmenleri ve veliler içinde uygun düştüğü saptanmıştır.


Creative Commons License
Bu çalışma Creative Commons Attribution 3.0 License altında lisanslanmıştır.